Allianoi’de İnsanlık Boğulmasın

Bu röportaj, Trakya Üniversitesinden Doç. Dr. Ahmet Yaraş ile yapılmıştır.


üst: Güneydoğudan Allianoi
alt: İnsula III

YERİ: (İzmir İli, Bergama İlçesi sınırları içinde, Bergama-İvrindi karayolunun 18.km. Bergama’nın kuzeydoğusunda, Yortanlı Barajı gölet alanının tam ortasında, Paşa Ilıcası Mevkii’nde yer almaktadır.)

-Allianoi kurtarma kazılarının son durumu nedir? Okuyucularımıza kazının gidişatı hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?

Allianoi Kazısı ile ilgili hemen hemen her gün yeni bir gelişme yaşanıyor. Bir gün Avrupa Parlamentosu’ndan bir mektup geliyor, ertesi gün koruma kurulu kararını olumsuz yönde veriyor, bir sonraki gün mahkeme DSİ’nin açtığı kurul kararının iptaline dönük davayı reddediyor… Yani son iki yıldır ‘iki ileri bir geri’ şeklinde bir kaosun içindeyiz. Sanırım hiçbir kazıda böyle bir mücadele ve buna karşın DSİ’nin yatırımlarında ‘her şeye rağmen’ kararlılık sergilenmedi.

Şu günlerdeki en önemli beklenti, bakanlık tarafından kurulan bilim komisyonunun hazırlayacağı üçüncü raporun sonucu. Bu komisyonun üçüncü kez hazırlayacağı rapor doğrultusunda, İzmir II No’lu KTVK Bölge Kurulu karar verecek. Bunun dışında Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan 2007 yılı kazı izni bekliyoruz. Hukuk alanında, koruma kurulunun en son bilimsel dayanaktan yoksun kararının iptali ve Koruma Yüksek Kurulu’nun ilke kararının iptali olmak üzere iki dava ise devam etmekte.

DSİ sürekli kendi çapında komedi filmlerini aratmayacak yeni koruma önerilerini getirmekle meşgul(?) Ancak -iki taş parçası için bizi uğraştırma Hoca!- noktasından buralara gelmeleri de bir başarı sanırım. Önerinin ilki; üzerine mil tabakası kapatarak korumak yönünde idi. Sonra etrafına 1 m duvar örüp koruyalım oldu. Şimdi de ören yerine yerleştirilecek su altı kameraları ile Bergama’ya gelen kişileri “Allianoi’u su altından izlesin” gibi akla mantığa sığmayacak öneri paketleri sunuluyor. Hatta su altı arkeologları kazı yapmaya devam edilsin denebiliyor. Ve böylelikle hem bilimsel çalışmaları hem de bu halkı gerçekten aptal yerine koyuyorlar. Söyleyecek bir şey bulamıyorum.

Kazı ile ilgili en son sevindirici bir gelişme ise, 2006 kazı sezonunda büyük kısmı ortaya çıkarılan -su ile ilgili olduğu düşünülen yapının- bir balık havuzu olduğunun anlaşılmasıdır. Tatlı su balığı yetiştirmek için Türkiye’de benzeri olmayan sadece İtalya ve İspanya’da örneklerine rastlanan yapı, Anadolu Arkeolojisi açısından şimdiye kadar tek örnek olması dolayısıyla önemlidir.

-Kazılarda yürütülen çalışmalar ve buluntular ışığında Allianoi’un insanlık tarihi açısından önemi nedir? Çağdaşlarından ayırt edici özellikler nelerdir?

Allianoi’un insanlık tarihi açısından önemini farklı alanlarda değerlendirmek mümkün. Arkeolojik açıdan, dünyanın en büyük ve en sağlam kalmış içinde 47 C sıcak suyu olan Roma Dönemi Ilıca kompleksini bünyesinde barındırmaktadır. Halen kullanılabilir durumda olan sıcak suyu şifa dağıtmaya devam edebilecek ölçüdedir. Bu durum, Allianoi’un sağlık turizmi açısından önemini de ortaya koymaktadır.

Allianoi, MS II. ve III. yy’da yaşanan depremler nedeniyle en iyi konserve olmuş dolayısı ile en sağlam bilgileri veren ören yerlerinden biridir. Bir kurtarma kazısında, ilk kez çok farklı bilim dallarından uzman bir arada çalışma fırsatı bulabilmiş, Bergama ve çevresi için özellikle MS II. ve III. yy’lar hakkında çok önemli sonuçlara ulaşılmıştır.

Dünyada en fazla cerrahi operasyonlarda kullanılan bronz aletin bir arada bulunduğu yer Allianoi’dur. Sadece bu sonuç bile Allianoi’un gerçek anlamda korunması için bir sebeptir.

Türkiye’de ilk kez Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğini çekmesine rağmen, 2006 yılında halkın desteği ile kazı yapılabilmiştir. Çok özveri ile kazı heyetine yardımcı olan bir ‘sivil inisiyatif’ kendiliğinden oluşmuştur ki, bu da Türkiye’de bir ilktir.

Bu ilkleri ve ”sonuçları” sıralamak gerçekten saymakla bitmez. Bu konu ile ilgili Arkeologlar Derneği’nin İDOL adlı dergisinde başlı başına bir makale yazıldı.

-Ülkemizde pek çok tarihi mekân, barajların, otoyol çalışmalarının tehdidi altında. Bu tehdide karşı örgütlü sivil duruş sergilenmek istense de başarı kazanılamıyor. Çünkü dayatmalar hükümetler eliyle yürütülüyor. “Allianoi Gönüllüleri” nin yürüttüğü çalışmayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Allianoi gönüllülerinin yürüttüğü çalışma, bugün içinde yaşadığımız toplum ve onların STK’ları için örnek gösterilebilecek bir oluşumdur. Çok farklı çevre, meslek (arkeolog, avukat, doktor, gazeteci, sanatçı, mimar, öğretim elemanı, öğrenci vs.) ve yaş gruplarından bir araya gelmiş -akçeli işlerden tamamen uzak gönüllülük esasına dayalı- bir sivil inisiyatif tüm açıklıkla interaktif bir mücadele yürütüyor. Merkez İzmir olmak üzere, Bergama’dan Hollanda’ya, Edirne’den Ankara’ya, Bursa’dan Adana’ya kadar her an eylem koyabilecek bir grup. Bu muhteşem organizasyon, bir çırpıda 35.000 imza toplayabiliyor. Aynı anda birkaç yerde değişik temsilcilerle toplantılara panellere katılabiliyor. Hatta bunları kendi inisiyatifi ile organize edebiliyor. Tamamen kendiliğinden oluşan bu inisiyatif üzerine şu sıralar ODTÜ’de tez hazırlanıyor.

-Görüldüğü kadarıyla “Allianoi Girişim Grubu” sorun çözmeye odaklı sivil bir yapılanma. Bu yapılanmayı Allianoi özelinden bütün ülkeyi kapsayan bir örgütlenme modelinin öncülü olarak kabul edebilir miyiz?

Öyle bir misyon yüklenmiş değiliz. Ama Allianoi kadar Hasankeyf’e, Yusufeli’ne, Munzur’a da duyarlıyız. Yeri geldiğinde bağımsız etkinlik yapıyoruz. Talep geldiğinde ise eğer belli bir mantık içinde ise mutlaka ortak bir tavır alıyoruz. Çok sınırlı tutmakla birlikte, enerji politikaları veya küresel ısınma konularında da çalışılıyor. Ancak şu unutulmamalı ki “gönüllüler” ve “konuya” duyarlı olanların sayısını sınırlamak mümkün değil.

Allianoi’un gerçek anlamda kurtarılması için 2000 yılında bu oluşumun da içinde olduğu Bergama Yortanlı Kurtarma Derneği’ni kurduk. Bu dernekte şu an Türkiye’nin her tarafına gidebilecek mobil durumda 30 kişilik bilimsel heyeti barındıracak ve bilimsel çalışmalarını sürdürebilecek her türlü teçhizat bulunmaktadır. Bu da Türkiye’de ilktir. Ama ne yazık ki, kimse böyle bir altyapının farkında değil.

-Kültürel mirasın korunması için yatırım projelerinin sürdürülebilir olması nasıl sağlanabilir? Ülkemizde çevre ve kültür değerleri otoyolların, barajların, alt yapı çalışmalarının tahribatından nasıl kurtulabilir?

Kısaca bu tür yatırım projelerinden önce mutlaka söz konusu bölgenin öncelikli olarak doğal ve kültürel envanterlerinin yapılması gerekiyor. Tamamen bağımsız bilimsel bu kurum ve projelerin çok yönlü araştırmalarının bitmesinden sonra bölgedeki yatırım için ihaleye çıkılabilir. Aksi durumda -yani şu an yaşadığımız uygulama örneğinde olduğu gibi- tavşana kaç, tazıya tut muamelesi yapıldığını, üstelik bunları korumakla yükümlü kişileri yatırımı engelleyen ‘Vatan Haini’ yaftasını çok kolay bir şekilde yapıştırıldığını görmek mümkün. Bu hal şu an burada sayamayacağım pek çok sıkıntıyı da beraberinde getiriyor.

-Yukarıdaki soruyla bağlantılı olarak; Ülkemizde niçin genel “Arkeoloji politikasına” bağlı bir “Koruma Politikası “oluşturulamıyor? Bunun önündeki engeller nelerdir?

Bunun çok değişik nedenleri var. Eğitim sistemimiz, ekonomik ve siyasal yapımız bunda etken.

100 yıl önce Bergama’dan eserlerin götürüldüğü sırada -bu taşlardan biz de daha çok var- diyen zihniyetle bugün -iki taş parçası için yatırım yapmamızı engelliyorlar- diyenler arasında pek bir fark yok aslında. Bunun sağ ya da sol düşünce ile bir ilgisi yok. Evrensel değerlerin farkında olmayan bir yönetim tarzı ve onları seçen biziz. Hiç mi fark yok? Tek farkı Berlin’deki Pergamon Müzesi’ni yılda 2,5 milyon kişinin ziyaret ettiği ve müze gelirinden şu an pay (?) almak için kurnazlıklar peşinde olmamız. Yani henüz elimizdekinin farkında olmadan daha öncekilerden nasıl istifade edebilirim mantığı hâkim. Yani kısa vadede nasıl köşe olabilirim zihniyetinin 20 yıl önce ekilen tohumlarının hasadını alıyoruz.

-Allianoi özelinde olduğu gibi “Koruma Kurullarının” birbiriyle değişik taban tabana zıt kararları olabiliyor? Bunun nedeni kurulların siyasi müdahaleye açık bir yapıda olması mı?

Kuşkusuz. Bugün koruma kurulları, tarihinde bugüne kadar olmayan baskı ve tutumla toplanıyor. Her geçen gün Koru(ma)ma kurullarında çalışmak daha da zorlaşıyor. Alınan kararlar birbiriyle çelişiyor hatta bu kararlar çelişkili de olsa basından toplumdan ve de hukuktan saklanabiliyor. Yoksul halkın sit alanlarında bulunan konutlarındaki yasal prosedür büyük oranda harfiyen uygulandığı yani muhalefet edildiğinde Ağır Ceza’da yargılanabildiği halde devlet ve büyük holdinglerin yatırımlarına engel olan evrensel nitelikteki eserler göz ardı edilebiliyor. Alınan korumaya dönük olumlu nadir kararlar da işletilemiyor. Devlete yani büyük özel kurumlara bu tür yasalar pek de işletilemiyor(!) Devlet, nasıl olsa ben yaparım mantığı ile yasal olmayan inşaatlara veya uygulamalara devam edebiliyor. Yüzlerce höyük tümülüs bu tip otoban, liman, baraj, kömür işletme projesi için yok oluyor. Çünkü ihaleye verildikten sonra bu tür projelerden vazgeçmek müteahhitlerle hukuksal sorunlara neden oluyor. Proje kültür varlıklarının tümüyle yok olması pahasına tamamlanıyor. Ama bazen de yatırım işletmeye açılamayabiliyor.

-Merkezi politikalar yüzünden yukarıda bahsedilen sorunlar yaşanırken, yerel yönetimlerin kültürel mirasa bakışı nasıl? Yerel yönetimlerle sorun yaşıyor musunuz?

Yerel yönetimler ilginç görüntü çizebiliyorlar. Gerçekten siyasi geleceğini düşünen yerel politikacılar her şeyi göz ardı edip, merkezi yönetime tabi olabiliyorlar. Veya yerel gücünü kullanıp koruma projelerine engel olabiliyorlar. Yerel yönetimdeki kimselerin yaşadığı çevreyi sevip sevmemesine, entelektüel birikimi olup olmamasına büyük ölçüde bağlı.

“Kültür Varlıklarını Koruma” bilincinin toplumda yaygınlaştırılabilmesi için neler yapılabilir? Okullarımızda ne tür çalışmalar yürütülebilir?

Milli Eğitim Bakanlığının mutlaka Sanat Tarihi derslerinin yeniden koyması talep edilebilir. Estetik anlayışının gelişmesi bütün bilim dalları için vazgeçilmez olmalıdır. Liselerde seçmeli de olsa sosyal bilimler derslerinin çeşitlenmesinin sağlanması gereklidir. Kolejlerde olduğu gibi tüm milli eğitim okullarında öğrenci toplulukları veya kulüplerinin kurulması sağlanmalıdır. Okullarda doğa ve kültüre dönük resim, kompozisyon, fotoğraf yarışmaları, geziler vb. yapılmalı.

Sadece orta öğretimde değil, üniversitelerde bu tür toplulukların kurulması sağlanmalı teşvik edilmelidir. Arkeoloji, mimarlık gibi bölümlerde de daha çok korumaya ağırlık verilmelidir.

-Allianoi kazıları bu yıl yapılabilecek mi? Bakan Hilmi GÜLER “Hem yardan hem serden vazgeçmeden sorunu çözeceğiz” dedi. Allianoi kazıları ve Allianoi kentinin geleceği hakkında neler düşünüyorsunuz?

Allianoi Kazısı’nın en az 5 yıl daha yapılması gerekiyor. Bu bilimsel açıdan gereklidir. Ama ne yazık ki bu kararı Kültür ve Turizm Bakanlığı yerine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının vermesi son derece acıdır. Biz arkeologların görevi bilgiyi bulup çıkartmak, meslektaşlarımızla ve toplumla paylaşmaktır. Koruma ve gelecek kuşaklara bırakma görevi ise bakanlığın görevidir. Eğer bakanlık asil görevini yani var olma nedenini yerine getirmiyorsa veya böyle bir iradeden yoksunsa bakanlığı sorgulayacak kimse hükümet dolayısı ile STK’lar ve toplumdur. Onları yargılayacak kimse de tarihtir. Hani bu bugünlerde yerli yersiz kullanılan, sizinle gurur duyuyoruz veya sizden utanıyoruz fiilleri tarih sahnesinde gerçek anlamda ancak böyle yerli yerine oturacaktır. Yani Bergama Sunağı bizde çok var diyerek veren Osmanlı Padişahlarını bugün nasıl yargılıyorsak yarın da bu hükümeti ve bundan öncekileri ve de muhalefeti çocuklarımız yargılayacak.

-EXPO 2015 İzmir’de ve Sağlık konulu olması sizce nasıl değerlendirebilinir?

Bu Allianoi’u su altında bırakmak için elinden gelen her şeyi yapmak isteyenler için bir ibret vesikasıdır. Bir yandan dünyada çok nadir sağlam kalmış 2000 yıllık bir sağaltım yerini su altında bırakacaksınız diğer yandan Sağlık temalı böyle bir organizasyona ev sahipliği yapmak isteyeceksiniz.

Veya 100 sene önce bir şekilde gönderdiğiniz Bergama Sunağı’nı geri isteyeceksiniz. Diğer yandan en az onun kadar önemli ve henüz ne kaybettiğinizi dahi bilmeden bir ören yerini su altında bırakacaksınız.

Saymakla bitmeyecek Allianoi tezatlarını sıralamak mümkün.

Ancak en önemlisi de insana inan biri olarak, korumacı kimliği ile şu an ortalıkta salınan ve ahkâm kesen anlı şanlı insanların yakın gelecekte Allianoi’a dair ibret vesikaları ile tarihe mal olacaklarının bilinmesidir.

-Son söz olarak konu hakkında okuyucularımıza söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Allianoi özelinde Türkiye’de ender görülen bir mücadele veriliyor. Bu mücadele tarzı ve bugüne geliş şekliyle gerçekten örnek alınacak bir oluşumdur. Tüm aydınların ve konuya duyarlı kimselerin desteğine ihtiyacımız var. Çünkü Allianoi bu ülkede tahrip edilmeyi bekleyen evrensel nitelikteki bir değerdir. Ancak Allianoi gibi pek çok değer Allianoi’dan sonra sırada beklemektedir. Bu kale düşerse bundan sonra pek çok kültür varlığı hatta ören yeri yok olma sürecine girecektir.


NOT: Bu söyleşi 2012 yılında yapılmıştır. Şu an Allianoi sular altındadır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s