Yeni Bir Dünya, Yeni Bir Düzen Mümkün mü?

Covid-19 salgını gösterdi ki aslında dünyayı parmağının ucunda oynatan emperyalist devletler, kıtalar arası balistik füzelerle işaretlediği noktayı kusursuzca vurabilirken konu halk sağlığı olduğunda vatandaşın maske ihtiyacıyla yoğun bakım hasta yataklarını bile karşılamakta zorlandı. Tabii ki bu fiili durum, devletlerin silahlanmaya kamunun kaynaklarını sınırsızca açması sonucu sermayenin gönüllü tercihiyle ortaya çıkan bir süreçtir.

Kapitalizmin altın çağında, dünya ölçeğindeki en büyük küresel salgınla karşı karşıya kalan insanoğlu, sömürü ve talan düzeninin yarattığı iklimde, insanın en temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlanıyor.

Yıllardır neoliberal politikalarla büyük balıkların küçük balıkları yuttuğu, halkın manipüle edilerek uyutulduğu küresel ölçekteki politikaların sonuçları ortada. Bu sonuçların en belirgin olanı sosyal devletin etkisini yitirmesiyle; özellikle sağlık, eğitim alanlarında fırsat eşitliğinin ortadan kalkmış olmasıdır.

Yüzyıllardır toplumsal mücadele ile büyük bedeller ödenerek elde edilen sosyal devlet kazanımlarının gün geçtikçe kırpılarak emek sermaye arasındaki dengenin sermaye lehine bozulduğu herkesçe bilinen gerçeklerden biri.

Pandemiyle birlikte evlere kapanan milyonlarca insanın beklentisi olarak bu karanlık günlerin ardından artık her şeyin eskisi gibi olmayacağı yönünde güzel bir dünya özlemi pek çok düşünür tarafından dile getirilmekte.

Peki, bu kadar iyimser olmak doğru mu? Yani salgın sonrası sihirli bir el değecek ve tozpembe bir dünyaya gözlerimizi açıp yeni bir düzenin eşitlikçi yapısında yaşamaya mı başlayacağız?

Evlere sığmayan özlemler elbette bu karanlık çağda sınırsız ve oldukça doğal görünüyor. Bütün bunlar güzel şeyler, yani güzel bir dünya istemek oldukça insani bir tutum.

Ama bilinmesi gereken gerçek, pandemi sonrası bu düşlerin çok ötesinde yaşanacak ekonomik durgunluk ve krizlerle bütün maliyetin sermaye tarafından halkın sırtına yükleneceği gerçeğidir. Yani kapitalizm krizden çıkış reçetesi daha önce birçok kez kırpılmış olan sosyal-demokratik ve ekonomik hakların biraz daha kırpılması şeklinde olacaktır.

Bu insanlık karşıtı politikaların uygulanmasında uluslararası sermayenin başarısı toplumsal direniş odaklarının hareketlerine ve sermayenin bu tür politikalarına karşı örgütlü refleksi belirleyici olacak. Çünkü salgın gerçeği, sokağa çıkma yasakları ve kısıtlamalar göstermiştir ki dünya ekonomik krizle birlikte yeni tip otoriter devlet mekanizmalarıyla tanışacak. Bu da hak ve özgürlüklerin budanması ve kadife eldivenli diktatörlerin siyasi arenada daha fazla rol alması demektir.

Başlıktaki sorumuza yazımızın sonunda kısaca cevap verelim: Güzel bir dünya ve yeni düzen elbette mümkündür.

Bu olabilirlik bizlere altın tepsi içinde sunulmayacak, bizler haklarımızı alma ve genişletme konusunda dünyanın her zerresinde mücadeleye hazır olalım.

Mücadele topyekûn ve küresel ölçekte oluşturulacak birleşik mücadelenin neoliberal politikalara ve yeni tip otoriter devletlerin baskıcı uygulamalarına karşı kitlesel kalkışmayla ancak mümkündür.

Yeni bir dünya ve yeni bir düzen için hep birlikte mücadele saflarına.

“Yeni Bir Dünya, Yeni Bir Düzen Mümkün mü?” için 4 yorum

  1. İnsanlarda fazlaca olumsuz düşünce hakim. Bazen dinlemeyip kulaklarımı kapatıyorum. Hep en kötüyü düşünmek mi öğretilmiş bizlere? İyi günleri, güneşli günleri söylesem de örnek yine en kötüden geliyor. Yeni dünya doğanın ruhundan kopmadan oraya zarar vermeden gelsin, tüm yürekler adil işlesin.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s