Kaunos’un Kaderi Bylibs’in Gözyaşları

Köyceğiz Gölü’nden tekneyle yola çıktığınızda üzerinde yol aldığınız ışıltılı sular, eski soluklu rüzgârları arkasına alır, sizi geçmiş bir çağdan geçirerek ulaştırıverir Dalyan kanallarına. Dalyan kanallarına girince oyulmuş kayaları gördüğünüzde zamanın yıpratıcı etkisiyle aşınmaya yüz tutmuş kral mezarları karşılar sizi. Kayanının sert yüzeyini dantel gibi işleyen ustaların ince işçiliğine hayran kalırsınız uzun süre. Onların geçmişteki taşları şekillendiren narin elleri elleriniz olur, el sallarsınız tarihin derinliklerine. Eğer ilk kez geliyorsanız buralara nutkunuz tutulur, elinizdeki fotoğraf makinesiyle stop etmiş motorun hafif sallantısında anı kaydetmek için art arda deklanşöre basmadan duramazsınız.

Kanalda biraz daha yol aldığınızda kaptan yolcularını Kaunos antik kentini ziyaret için küçük iskeleye indirir. Dar bir yoldan tarihin içinden geçerken, birkaç adım ötedeki Çandır köyünden yükselen köpek seslerini, tarih öncesi köpeklerin sesi gibi algılarsınız. Gişelerin önünde soluklanmak için durduğunuzda, binlerce yıllık uygarlığın ayak izlerinin taşlara, zeytinliklere sinmiş haliyle Kaunos karşılar misafirlerini.

Kaunos Antik Kenti’nde, ilk kazılar 1966 yılında Prof. Dr. Baki Öğün tarafından başlatılmış. Günümüzde ise Prof. Dr. Cengiz Işık, kazılara devam ederek kentin geçmişine ait izleri sürmeye devam ediyor. Kentin bilinmezliklerle dolu tarihi, bilim insanlarının özverili çalışmalarıyla aydınlatılıyor, yeni buluntular insanlığın kültür hazinesine ekleniyor.

KAUNOS’UN KURULUŞ HİKÂYESİ

Kaunos antik kentinin kuruluşuyla ilgili tarihçilerin bizlere aktardığı farklı söylenceler var. Anlatılanlar bütün söylencelerde olduğu gibi coğrafyanın üzerindeki doğal oluşumlardan hareketle oluşturulmuş, ilkçağ insanın engin hayal dünyasının yansımaları olarak karşımızda duruyor. Bunlardan en yaygın anlatımlardan biri olan “yasak aşkı” sizlerle paylaşmak istiyorum.

Karya Kralı Miletos’un bir gün ikiz çocukları dünyaya gelir. Çocuklarının doğumunu sevinçle karşılayan Miletos, oğlunun adını Kaunos, kızının adını ise Byblis koyar. Söylenceye göre kardeşler birlikte büyürlerken birbirlerine aşık olurlar. Yaşları ilerledikçe aralarında bağ da güçlenir. Hiç kimsenin fark etmediği bu birlikteliğin sonucunda genç aşıkların bebekleri olunca her şey ortaya çıkar. Geleneklere göre ahlak dışı böyle bir durum lanetin başlangıcı olarak kabul edildiğinde gizli aşk nefretle karşılanır. Yasadışı ilişkiyi toplumun onaylanmayacağını düşünen Miletos, böyle bir seviyesizliğin kendi çocukları arasında gerçekleşmesine sinirlenip işi onları ülkesinden kovmaya kadar vardırıyor.

Kaunos, şehri terk etmeden önce kendi taraftarlarını da yanına alarak Dalyan’a gelir, bugünkü Çandır köyünün İztuzu plajına bakan yamaçlarına kendi adıyla anılacak olan görkemli kenti kurar. Sevgilisinden ayrılmanın verdiği acıyla kendini yollara vuran Byblis, günlerce gözyaşı döker, aşkını dağ dere tepe bütün Lidya’da arar. Günlerce süren arayışların sonunda Kaunos’a ulaşır. Gözlerinden o kadar yaş inci mercan olarak akar ki göz pınarları kurur. Aşk acısının kalbinde yarattığı fırtınadaki sızıya daha fazla dayanamayarak yüksekçe bir kayadan kendini uçuruma bırakır. Gözyaşlarının kesildiği anda uçurumun uğultusuna kapılan Byblis’i, Nymphler çeker alır kurtarır ve oracıkta onu bir pınara dönüştürür.

Rivayet edilir ki Dalyan’da bugün usta denizcilere bile zaman zaman yolunu şaşırtan ve bir labirenti andıran Dalyan Kanalları, Byblis’in akıttığı gözyaşlarından doğarak Akdeniz’e ulaşmıştır.

KENTİN KISA TARİHİ

İlk Çağ kentsel prensiplerine uygun olarak kurulan kentin cadde ve sokaklarının rüzgâr yönüne göre planlandığı son buluntular ışığında ortaya konmuştur. Şehrin coğrafi ve klimatolojik özelliklerinin planlamaya yansıtılması burayı çağdaşları arasında bir adım daha öne çıkarmıştır.

Kaunos’un iki limanı bulunmaktadır. Alüvyonların doldurduğu iç liman günümüzde yaklaşık 4km içerde kalmıştır. Kaunos antik kentinin dışarıya açılan penceresi olan liman bölgenin ticari faaliyetleri açısından önemliydi. Likya-Karya sınırında yer alan kent, bu liman sayesinde adalarla ticari ilişkilerini kesintisiz bir şekilde sürdürebilmiştir. Coğrafyacı Strabon, Kaunos’un tersanesinin ve ağzı kapanabilen bir limanının bulunduğunu yazmakta. Herodot yerli halkın menşei konusunda yaptığı saptamada; Kaunosluların kendilerini Giritli olarak kabul etmelerine rağmen aslında Karia’nın yerli halklarından biri olduğu konusunda ısrarcı davranıyor.

İlk önceleri Köyceğiz Gölü’nün Akdeniz’le bağlantısını sağlayan kanallar zamanla taşınan alüvyonlarla limanı doldurarak kullanılamaz hale getirdi.3 binlik yıllık liman, gemilerin kente girememesi yüzünden önemini yitirdi. Ticari faaliyetlerin sınırlanmasıyla da önemli bir limanını kaybeden kent ekonomik yönden sarsıntıya girerek geriledi.

ARKEOLOJİK BULUNTULAR IŞIĞINDA KAUNOS

Kentin etrafını çeviren 3 kilometre uzunluğundaki sur duvarı, agora, stoa, çeşme, hamam, tiyatro ve tapınak gibi yapılar halen ayaktadır. Şimdi arkeolojik buluntular ışığında Kaunos kentindeki yapıları kısaca tanıtmak istiyorum.

KAYA MEZARLARI

Kaya mezarları içinde en çok dikkat çeken yapılar bir tapınak cephesinin kopyası olanlardır. Üçgen alınlıklı cepheye sahip olan mezar yapıları kare planlıdır, Basamaklarla çıkılan bir ön oda ve bir kapıdan geçilerek ulaşılan mezar odasında ölü yatakları ve ölülerin özel eşyalarının yerleştirildiği girintiler yer almaktadır. Kaya mezarlarında yer alan sandık mezarların üzerleri büyük sal taşlarıyla kaplanmıştır. Kapak olarak kullanılan sal taşlarının yüzeyine toprak serilerek sal taşları önce toprak bir tabakayla örtülmüş, sonra da çakıl taşlarının kullanıldığı bir harç tabakasıyla kaplanmıştır. Bu tarz mezar yapılarının benzer planlarının Kaunos’a yakın yerleşimler de kullanıldığı fakat işçilik bakımından aynı özenin gösterilmediği görülmektedir.

DEMETER KUTSAL KAYALIĞI

Demeter: bolluk ve bereketi temsil eden kökü eskilere dayanan bir tanrıçadır. İlkçağ inançlarında tanrıların memnun edilmesi için bir takım ritüller tertiplenmiştir. Kaunos halkı da Demeter adına “Bereket Bayramı” düzenleyerek tanrıçaya saygılarını sunmuştur. Alanda yapılan yüzey çalışmaları sonucunda Demeter’e atfedilen Küçük Kale’nin limana bakan tarafında büyük bir terasın tanrıçaya adandığı, adak buluntularının ışığında, ortaya konmuştur.”
“Tanrıça adına her yıl düzenlenen, yalnızca kadınların katıldığı üç gün süreli “Bereket Bayramı” bu teras üzerinde gerçekleştirilmiştir”.(1)

Kadınların “Bereket Bayramı” süresince kutsal alanın bulunduğu yere sikkeleri adak olarak bıraktıkları görülmüştür. Demeter Kutsal Alanı’nda “adak” olarak bırakılan sikkeler çoğunlukla gümüştür ve farklı bölgelerde darp edilmiştir.

TİYATRO

Kaunos tiyatrosu Anadolu’nun ayakta kalabilmiş ender tiyatroları arasında yer alan önemli bir yapıdır. Akropolün batı yamacına inşa edilmiş olan tiyatronun inşası sırasında bütün Yunan tiyatroları gibi arazinin eğiminden yararlanılmıştır. Seyircilerin gösterileri izleyeceği oturma bölümlerinin büyük bir kısmı yamaçtaki kayalıklara yerleştirilmiş kayaya, oturma bölümleri ise beşik tonozlar üzerine yerleştirilmiştir. Tonozun kullanılmış olması Yunan mimari prensiplerine göre inşa edilen yapıya Roma devrinde eklemeler yapıldığını düşündürmektedir.
Tiyatronun oturakları 9 dilime ayrılmış ve 33 oturma sırasına sahiptir.5000 kişi kapasiteli olduğu tahmin edilen tiyatronun hemen yakında bazilika yer almaktadır.

AKROPOL ALANI – KALE VE KENT SURLARI

Kalker kayalıklar üzerindeki Akropolis denizden 152 m. yükseklikte yer almaktadır. Güney, güneydoğu ve doğu yüzü dik ve sarp olduğu için doğal bir koruma kalkanı oluşturmaktadır.

Tiyatro’nun doğusundan çıkılan dar patika, antik çağlarda da Akropolis’e çıkışı sağlayan tek alternatif çıkış yoludur. Bu yoldan devam edilince biraz daha yukarıda yer alan teraslara ulaşılır. Güney yamacı tamamen sarp olan akropolün zirvesinde kulelerle desteklenmiş orta çağdan kalma bir sur duvarı bulunmaktadır. Antik çağa ait kalıntıların izleri daha çok zirvenin alt kısmından başlayarak batıya doğru uzanan alandaki teraslar üzerinde yer alır.

TUZLAK ALANI

Kaunos’da tuzlak alanında tuz üretiminin yapıldığı ve kentin ekonomisine bu üretimin önemli bir ekonomik girdi sağladığı varsayılmaktadır.2000 yıl önce İztuzu’nun arkasındaki İnceburun’daki kumulların üzerinde tava ve kanallarda tuz üretim tesisleri diyebileceğimiz bir alan mevcuttur.

TİYATRO ÇEŞMESİ

1966 yılındaki kazılarda göçük altındaki yıkıntıların altında gün ışığına çıkarılan “Tiyatro Çeşmesi” tonozlu girişin hemen doğusundaki kısımda bulunmaktadır. Tiyatro çevre duvarının 11.85 metre genişliğindeki tonoz örtülü nişin içinde kalmaktadır. İ.Ö 4.yy tarihlenen çeşme yapısı restore edilmiştir.

ÇEŞME BİNASI

Cephesi Agora’ya dönük olarak inşa edilen çeşme binası İ.Ö 3.yy başlarına tarihlenen bir teras duvarı önünde bulunmaktadır. Temel duvarı ölçüsü;5.36X8.02 m olarak ölçülmüştür.

KUBBELİ KİLİSE

Kilise, kent Roma Hamamı ile Tiyatro arasında kalan Palaestra düzlüğüne yakın bir noktada eskiden kutsal bir alan olarak kullanılan önemli bir merkeze inşa edilmiştir. İ.Ö 6 yy’a tarihlenen yapı Anadolu’daki en eski ve en iyi korunmuş örneklerdendir. Kare planlı yapıda yan mekânlar tonozla orta mekân ise kubbe ile örtülmüştür.

ROMA HAMAMI

İmparatorluk Dönemi hamam binaları içinde en iyi korunmuş olanlarından biridir. Güneybatı-kuzey-doğu doğrultusunda ve aynı aks üzerinde avlu ve ana mekân olarak iki büyük yapı şeklinde tasarlanmıştır. Yalnızca temelleri korunmuş olan avlu, 56.80×31.40 m. ölçülerine sahiptir ve üç tarafı birer sütunlu galeriyle çevrelenmiştir. Buna karşın karşılıklı yan galeriler odalar şeklinde tasarlanmıştır.

Ana bina büyük salonlardan oluşmaktadır. Burada ılıklık ve iki eğitim salonu vardır. Ayrıca orta aks üzerindeki soğukluk ve terleme odasının her iki yanına karşılıklı olarak yerleştirilmiştir.

Tarihin sonsuzluğa kanat çırpmış çığlıkları arasından Sülüngür Gölü’nün kıyılarına inip bir zamanlar insanlığın hayalindeki mitosla kurulduğu rivayet edilen kentten, Kaunos’tan ayrılıyoruz. Kulaklarımızda hala Byblis’in çığlıklarıyla dolu ve kalbimiz hala imkânsız aşkın trajik kederiyle çarpıyor.

Mustafa GÜÇLÜ
Arkeolog-Yazar

KAYNAKÇA

1)Sema ATİK- Burhan VARKIVANÇ , 32. Kazı Sonuçları, 24/28 Mayıs 2010 İstanbul
2)35 Yılın Araştırma Sonuçları,Baki ÖĞÜN-Cengiz IŞIK(1966-2001), Orkun-Ozan Medya Yay.2001
3)https://arkeofili.com/kaunos-antik-kentinde-2000-yillik-tuz-sahasi-kesfedildi/ 4)https://dalamangazetesi.com/kaunos-ilklerin-kenti.html
5)https://www.academia.edu/24915309/Kaunos
6)http://www.jeofizik.org.tr/resimler/ekler

“Kaunos’un Kaderi Bylibs’in Gözyaşları” için 3 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s