İnsanlaşmaya Estetik Bir Katkı

Şair Mustafa Güçlü’nün ilk şiir kitabı ‘Asi Yakılsın Dağlara’ adıyla 1992 yılında yayınlandı. Ardından 2005’te ‘Rüzgarına Yol Gösteren Martı’, 2008’de de ‘Nereye Sığınsam Lacivert’ adlı kitapları yayınlandı. Ancak geçtiğimiz yıl bu üç şiir kitabını, ‘Ayrı Düşeriz’ adıyla biraraya getirip, yeniden şiirseverlerin estetik beğenisine sundu. Şair Mustafa Güçlü, üç kitabı biraraya getirmenin nedenini şu sözlerle açıklıyor: ‘’Genç yaşta seçme şiirler çıkarmanın pek doğru olmadığını biliyorum. Fakat piyasa koşulları içinde şiirimizin okuyucuya ulaşması çok sınırlı. Bunu bildiğim için, üç kitaptan seçme yaparak, bu eksikliği gidermek istedim.’’

Kara çadırda başladı şiir

Mustafa Güçlü’nün şiir ile ilk teması, gaz lambasının ışığında aydınlanan bir Yörük çadırında olur. Güçlü, bu ilk teması şöyle anlatıyor: ‘’Kara çadırın içine girmemizle birlikte, şiirler, maniler ve destanların sonsuz dünyasına balıklama dalmış oldum. O gece çadırdan çıkarken aynen Kocabıçak’ın yaptığı gibi Dadaloğlu şiirini sessizce mırıldandığımı anımsıyorum. Dağların, suyun, pamuk çapalayanların sessizliğini isyana dönüştürmek için şiiri bir yaşam biçimi olarak seçtim. Şiir acılarımı hafifletirken, paylaştıkça bende çoğalma ve direnme hırsı yaratan bir etkinlik haline geldi.’’

Güçlü, stranlar, klamlar, bozlaklar, zeybek havalarından ilhamını aldığını belirtiyor. O ayrıca İrlandalı şair John Keats’den Kürt şair Cegerxwîn’e kadar birçok şairin, farklı dip sulardan şiirine katıldıklarını söylüyor.

Güçlü’nün şiirlerinde ‘Akdeniz ‘başlı başına bir yer tutar. Yerel coğrafyanın bütün unsurları, şiirin içindedir. Güçlü, ‘’Coğrafyamızda yaşanan mücadeleler, yenilgiler, hayal kırıklıkları şiirimin ana temasıdır. Özellikle kendimi toplumcu-imgeci şair olarak tanımladığım için, temalarım, sokaklar, fabrikalar, tersaneler, kalkışmalar…“ diyor.

Ödül pazarlama aracı 

‘’Şairi meşrulaştırarak piyasaya sunma, pazarlama aracı’’ olarak tanımladığı ödüllere hazzetmeyen şair Güçlü, sistemin kurguladığı gerçekliğe şiiriyle karşı duruyor: ‘’Bize kapitalist sistemin gündelik yaşamda sunduğu, kurguladığı bir gerçeklik vardır. Özellikle dilde kurgulanan gerçeklik, burjuvazinin köle düzeninin devamlılığı üzerinedir. Devrimci şiir var olan gerçekliği ters yüz edecek, imgeler dünyasının gerçekliğinden yeryüzü gerçekliğine indirecektir. Bu eylemlilik, var olan dili aşmak, okuyucunun algı dünyasını zenginleştirerek insanın ‘insanlaşma’ sürecine estetik katkı sağlamış olacaktır.’’ 

Pamuk tarlasından şiire yolculuk

Mustafa Güçlü, 1965 yılında Güney Ege’de bir köyde dünyaya gelir. Çocukluğu, bu gizemli ormanlarda ve pamuk tarlalarında geçti. Akdeniz’in sıcağında çapa çapaladı, pamuk topladı. Denizin kıyısında yaşayıp denizi bilmeyen insanlarla geçti çocukluğu. Sonra İstanbul’da öğrencilik yılları başladı. İÜ Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji bölümünden mezun oldu. Dönemin öğrenci eylemlilikleri içinde ön saflarda yer aldı, tutuklandı. Kültür varlıklarının barajlara, oto yollara, maden ocaklarına heba edilmemesi için çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayınlandı.  İlk şiiri 1985 yılında İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin çıkarmış olduğu Yalaz dergisinde yayınlandı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s