Çığlık

Berberde boyalı saçlarıyla dikkatimi çekmişti.  Çırak, esmerliğine inat sarışın bir hayat istemiş olacak ki saçlarını saman sarısına boyamıştı.

Pek konuşmuyor, sadece berber koltuğundan kalkan müşterinin üstünü başını fırçayla siliyordu.

Ustası bir sonraki gelişimde açıklama ihtiyacı hissetmiş olacak ki:

“Suriyeli, anası babası savaşta ölmüş.” dedi.

Adı Hasan, Limontepe’de akrabalarıyla kalıyormuş.

Hiç bahşiş verme adetim olmamasına rağmen çocuğa beş lira uzattım.

Berberden çıktım.

Birkaç gün sonra dükkanın önünden geçerken gözlerim Hasan’ı aradı.

Sarı saçlarıyla oradaydı, bir müşteriyle ilgiliydi. Başını kaldırdı, göz göze geldik, gülümsedi.

Saçlarımın uzamasını beklemeden bu sefer berbere erkenden gittim, yoktu.

“Vallahi Hocam, karşıya geçeceklerdi, Yunan’a. Ne oldu bilmiyorum.” dedi ustası.

Yüreğime bir çığlık kuşu çöktü. Boydan boya geçti gökyüzünü.

Günlerdir medyada mülteci dramını anlatan onlarca hikayecik dinlemiştim.

İki ülke arası masmavi bir deniz, çakma can yelekli ölümdü şişme botlarda.

Gün döndü, doğusuna yaslandı çığlıklar.

Dağlar uçurdu bütün kuşlarını.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s