Düşe/yazdı

Ardıç kuşlarının sesi duyuluyordu geceyi ağırlamış bitkin yamaçlardan.

Rüzgârın kanatlandırdığı akustik sesler gökkürenin gergin yayından çınlayan notalar gibi dağınık ve düzensiz.

Sesler yaklaştıkça göğün gerdanı gerildi, kırmızılar morlar döküldü bir fırça darbesinin iç uzaklığından kitreli suya.

Kuşlar ağzında taşımıştı mesafeler boyu boşluklardan doldurduğu mavinin tonlarını. Ondan biçimlendirdiği yalnızlığın örgütlenmiş halini döküvermişti Cemile’nin üstüne başına.

Boydan boya gövdesini ritmik salvolarla topa tutan kalbine.

Cemile kalbinin derinlerine uzanan çırpınışını toprağa yasladı. Ağladı. Ak yazması morlara yeşillere bulanmış.

Göğün alnındaki yıldızlar içinden çıkageldi eril sırtlanlar. Zamanı delen tersine çeviren mekansız çığlıklar yurt edindi gözlerine.

Ağladı. Giyitlerini giydi üstünü başını düzeltti. Son bir kez daha göğe çevirdi bakışlarını, belki yakalayabilirdi bir yıldızın derinliğinde ellerindeki düşü çalan nehirlerin ateşini.

Başını döndürdü yakınlaşan ardıç kuşlarının kanat sesindeki yabanıl uçurumlar.

Bu sesteki gölgeliklere sığınmak istedi, uçurumlara yaslanmak, hep masallardaki küçük kız olarak kalmak.

Ayaklarına dolandı gecenin dili dışarıda düş atları. Kırmızı karıncalar devleşerek yürüdü gövdesinin en gizli deltasına.

Düşle gerçek arası salınımsak bir boşlukta. Sallandı, sallandı sallandı.

Cemile düşeyazdı.

Düştü…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s