Sivas Söylencesi

1.
Yaz, yıldız salkımlarıyla
Çoğalıyordu temmuzda
Hasat sonrası, sapsarı…

2.
Ateş böcekleri ilk kez
adından utandı, yenile
Kızılırmak’a düşürdü
saydamlaşan kanatlarını.
Aktı gözleri tutuşarak
binlerce çıkmaz yoldan, koldan.
Diplerin kokusunu taşırdı
uzun hava makamında çöl,
balıkların serin pullarını
neyi varsa, akşamın, suların
eskiyen tadıyla büyüdü
böğürtülü ilmik ilmik nefret
sesine yabancı, iklimine ırak
hacıyağıyla sıvazlanmış sakallar
Allahüekber(!) haykırışı kadar kin
Tanrı’nın adına düşünecek kadar
sığ, çakmaktaşı gibiydi gözleri

3.
Duyguların izleği şekilsiz(mi)
hiçbir tarife sığmıyor ki yüzün
kalem yazmıyor, beynim yontmuyor
soyutlamanın ilk izinden sözcükleri
yerli yerine koyamıyorum eşkalini
hep dağınık, korkak ve utangacım.

4.
Ay çırılçıplak, kız tülsüz
utanıyor bakır göğsünden
kucağında yatıyor şimdi
çakallarla sürüngenler
ve cümle karanlık alemi

5.
Alıp çıkaracak biraz sonra
saklısından olanca korkuyu
düşürüverecek taş sokaklara
tespih tanesi gibi zulmünü
yokuş aşağı hızlanarak
hazırlanarak sinci kıyama.

6.
Madımak’ta korkusuz onurlu
ölüm nara çalarken bedende
günlük ağacına benzerdi ten.
Yavaşça kokusunu dışa verir
kanatlarıyla düş yetiştirir kuşlar,
bozkırın sonsuz duruşunu yıkar
bir tutam mavi sunar aşka, hayata
bir tutam çığlık karası gözlerine

7.
Kızılırmak yanar da durulur
uzakların birikmişliğini
taşıyarak hırçın denizlere,
Turnalar semaha dururken ah(!)
Pir Sultan eli tetikte
gergefinde isyana
imge yetiştiredursun
bir başka kırılır dünya,
Mevlevi ritmiyle dönerken
parmak uçlarına doğru
birikir katliamın tiz sesi.

8.
Çığlık hangi dilde çıkar
ünlemini çoğaltarak sus(!)
Ağız dolusu, yürek dolusu
Bilinmez değil ölümün rengi
Sivas yakın, Maraş künyemde
beynime dikili bağlı nehirler
yükselttikçe debisini suların
kan tutar, et kokar sokaklarımda
devrilir boynu kırık gül gibi
kurgulanana o sonsuz cümleler.

9.
Kopup gelen ipince dağ rüzgarı
ateşe diliyle dokunmaktan korkar
soluğum cana tutuşur, söz yiter
közde kıvılcımlı rüyalarımda
sevdasını kutsayan Zerdüşt gibi
dökülür bulutlardan gök dallara.
Dallarım kayısı, temmuz ortası
bir avuç su(!) bir avuç nefesle
ağzımda yaralı kuş sürüleri
yıllarca dönüyor kentin üstünde

10.
Unutmak kolay değil sizi
Sivas’ta gönlüm yangın yeri
temmuzda sular aksa da hızla
Madımak’ta ömrümün külleri.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s